Dr. Süleyman Gedik / TURKTRADE Genel Sekreteri
Gönüllü bir sivil toplum örgütü olarak TURKTRADE, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin eşgüdümünde yürütülen “Avrupa Birliği Katılım Stratejisi”yle yakından ilgileniyor; özellikle de bunun Dördüncü Platformunu oluşturan “Avrupa Birliği İletişim Stratejisi”yle.
Vedat Aydın / TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkanı
TURKTRADE’in en önemli niteliklerinden biri, kâr amacı gütmeyen gönüllü bir sivil toplum örgütü olmasıdır. Bu nitelik, özellikle ekonomik ve ticari konularda, üyelerimizin araştırma ve inceleme çalışmalarımıza daha fazla ilgi göstermelerine ve destek vermelerine de zemin oluşturmaktadır.
Egemen Bağış / Devlet Bakanı ve Başmüzakereci
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin artık, sadece AB ve Türkiye’deki bürokratların çalışma ve diyaloğuyla sınırlı kalmadığı ve kalmaması gerektiği bilinen bir gerçektir. Müzakere süreci, bir devlet politikası olarak kabul edildiği gibi, her yönüyle sokakta da benimsenmesi ve toplumsal desteğin sağlanması gereken bir süreçtir.
Büyükelçi Volkan Bozkır / AB Genel Sekreteri
Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmayı kuruluş felsefesinde barındıran ülkemiz için Avrupa Birliği üyeliği nihai bir amaç olmanın yanı sıra, siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarda hedeflediğimiz düzeye ulaşma yolunda önemli bir araç ve teşvik vazifesi de görmektedir.
Büyükelçi Bozkurt Aran / Dünya Ticaret Örgütü Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi
Türkiye - AB Gümrük Birliği ilişkilerinin sonucu olarak oluşan kurallar bütünü, Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) ilişkin politikalarımızın da belirlenmesinde önemli bir unsurdur. Burada dikkate alınması gereken husus, DTÖ kurallarının çok taraflı bir ortamda belirlenmesi dolayısıyla bunun Türkiye’nin ve AB’nin birlikte uymaları gereken kuralları oluşturmasıdır.
Büyükelçi (E) Uluç Özülker
Öncelikle önemli bir hususu vurgulayarak başlamamda yarar vardır. Bu çalışma esas itibariyle, başlıkta da belirttiğim gibi, AB ile ilişkilerimizde yaşanmakta olan sıkıntılı bir dönemin nedenlerini ve geleceğe yönelik beklentilerimi kendi değerlendirmeme göre irdeleyebilme amacı taşımaktadır.
Büyükelçi (E) Necati Utkan
Başlıktaki deyim tabii iki taraflıdır. Taraflardan birinin nazı öbür tarafı usandırabilir. Şimdi bakalım kim kimi daha fazla usandırır olmuş.
Türkiye - Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin yakın tarihi hakkında değerli okurlar bu sayıda ayrıntılı bilgiler bulacaklardır. Ben, burada, nisbeten daha az bilinen uzak geçmişi anımsatmak istiyorum. Macera şöyle başlıyor:
Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu / İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı
Türkiye AB’ye aday ülke olarak ilan edildiği 1999 Helsinki Zirvesi’nde, müzakerelerin “Türkiye Kopenhag kriterlerini karşıladığında gecikme olmaksızın başlatılacağı” sözünü aldığımız 2004 tarihinde ve müzakerelerin fiilen başladığı 3 Ekim 2005’de sevinmiş ve umutlanmıştık.
Hüsnü Dilemre / Dış Ticaret Müsteşarlığı AB Genel Müdürü
Yarım asra yaklaşan Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli dönüm noktaları Ankara Anlaşması’nın 1963 yılında imzalanması, 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği’nin tesis edilmesi ve 3 Ekim 2005 tarihinde üyelik müzakerelerinin başlamasıdır. Bu çerçevede ilişkilerimiz tam üyelik perspektifi üzerine kurulmuş olup, Gümrük Birliği tam üyeliğe giden yolda temel taşlardan birisi olarak saptanmıştır.
Rıza Mehmet Korkmaz / Gümrük Müsteşarlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü
Türklerin Doğu’dan Batı’ya yürüyüşünün asırlar süren hikâyesinin önemli halkalarından birisini, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanarak 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması oluşturur ki, bu Anlaşma aynı zamanda Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi de temellendirmektedir.
Yusuf İnce / Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Genel Müdürü
Günümüzde KOBİ’ler, küreselleşmenin yarattığı yoğun rekabet ortamında ulusal ekonomilerin gelişmesi ve korunması bakımından önemli bir işlev üstlenmektedirler. KOBİ’ler, işsizliğin azaltılması, yeni istihdam alanlarının yaratılması, dengeli ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması ve sürdürülmesine olumlu katkılar yapmaktadırlar. Ayrıca, piyasa koşullarında meydana gelen değişmelere hızlı uyum sağlayabilen esnek üretim yapılarına sahiptirler.
Dr. Mustafa İmir / Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Koordinasyon Dairesi Başkanı
Türkiye - AB ilişkileri Gümrük Birliğinin oluşturulmasına esas teşkil eden 1963 Ankara Ortaklık Anlaşmasına dayanmaktadır. AB ile Türkiye arasında 1995 sonunda oluşturulan Gümrük Birliğine ilişkin Ortaklık Konseyi Kararı, Türkiye ile AB arasında işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretini kapsamakta, ayrıca Türkiye’ye, ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler, rekabet ve fikri mülkiyet kanunu gibi belirli AB politikalarını uyumlaştırma yükümlülüğü vermektedir.
Dr. Cengiz Aktar / Bahçeşehir Üniversitesi AB Bölüm Başkanı
Hükümette, her nedense, katılım yılı talep etmek konusunda epeyidir bir çekingenlik hüküm sürüyor. Hâlbuki AB-Türkiye ilişkilerinin içinde bulunduğu vahim durumdan kurtulabilmenin en etkin yolu ülkemiz için bir katılım yılı telaffuz edilmesi.
Can Baydarol
Geçtiğimiz haftalarda TRT Radyo’da katıldığım bir programda çok değerli dostum Prof. Dr. Murat Ferman’dan bir alıntı ile başlayalım. “AB’nin Yunanistan cephesinde yaşananları anlatmak için ekonometrik bir model kurmak yeterli olamaz. Ancak yeni bir bilim dalı olarak “entrika”metrik bir model kurmak gerekebilir!”
Kader Sevinç
‘Müzakere’ kavramının kökleri insanlığın en ilkel dönemlerinde olsa da, bilimsel araştırmalarda bir odak noktası olarak gelişimi son yirmi yılda hızlandı. Konuya birçok açıdan yaklaşılıyor. Bireysel ilişkilerin psikolojik çerçevesinden, iş yaşamına ve siyaset sosyolojisine uzanan birçok bilimsel disiplini ilgilendiriyor. ‘Uluslararası müzakereler’ de çok eski bir kavram, bir siyaset sanatı ve bugün kabul görmüş bir bilimsel alan, ders ve tez konusu.
Dr. Bahadır Kaleağası / TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü, Brüksel
“Gerçekçi ol, imkânsızı iste!” diyerek yola çıkmıştı gelişmiş ülkelerin 68 kuşağı. “Savaşma seviş!” derken sonra 70’liler, Türkiye’de gençlik hareketleri derin kamplaşmalara ve şiddete yöneldi. Özgürlüklerin bireyin özel yaşamı ile başladığı gerçeği ıskalandı. Toplumsal evrim geleneksel tıkanıklarını aşmakta zorlandı.
Michel Akavi / DHL Express Bölge Direktörü / TURKTRADE Yönetim Kurulu Üyesi
Modern Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yüzünü Batıya çeviren Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kıtasında hızla gelişmekte olan uluslararası örgütlenme çabaları içinde yer almıştır. Türkiye, bu süre içindeki en uzun soluklu çabasını Avrupa Birliği’ne (AB) girebilmek için göstermiştir.
Dr. Yılmaz Argüden
Demografik gelişmeler en kolay tahmin edilebilen trendler arasında yer alıyor. Örneğin, büyük bir salgın veya savaş olmadığı sürece 40 sene sonra dünyadaki 40 yaş üstü nüfusun nasıl olacağı bugünden belli. Demografik gelişmelerin ülkelerin refah düzeyini de önemli ölçüde etkilediği bir gerçek.
Aydın Sezer
Bilindiği gibi, Türk dış politikasını temel değeri (core value), Cumhuriyetin kuruluş felsefesi ile de paralellik arz eden, Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesi üzerinde yükselmiştir. Kuşkusuz, geleneksel Türk dış politikasının eleştirilecek yönleri mevcuttur. Ancak, bu eleştirilere rağmen politikanın ana hatları ile başarılı olduğunu teslim etmemiz gerekmektedir.
Prof. Dr. Ercan Tezer / Otomotiv Sanayi Derneği Genel Sekreteri
Türkiye otomotiv sanayinin vizyonu; “Otomotiv sanayi tedarik zincirinde daha fazla katma değer üreterek, Avrupa Birliği içindeki en rekabetçi üretim ve gelişmiş bir ArGe merkezi olmaktır” şeklinde belirlenmiştir.
Ahmet Çelebi TURKTRADE AB Çalışma Grubu Üyesi
Dünyada uluslararası, mal, hizmet ve sermaye dolaşımının serbest hale geldiği hızlı bir liberalleşme süreci yaşanmaktadır. Küreselleşme olarak da bilinen bu süreç ile uluslararası ticaret hacminin arttırılması ve bu sayede dünyadaki ekonomik büyüme potansiyelinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
İzzet Fehmi Güneş TED Üniversitesi Genel Sekreteri
Günümüz dünyasında ekonomik gelişmeyi ve ülkelerin refah düzeyini, bilginin üretilmesi, yayılabilmesi ve uygulanabilmesi belirliyor. Avrupa’da da eğitim ve araştırma alanında sürdürülmekte olan reform ve dönüşüm politikaları bir bilgi toplumu olma hedefine odaklanmıştır.
Av. Taylan Erimer ve Av. Gülendam Şan Karabulutlar
Türkiye’nin Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)’nı 1953 yılında imzalaması ile GATT ilke ve kuralları da ülkemizde uygulama alanı bulmuş; Türkiye’nin de uluslararası ticarette etkin bir şekilde var olabilmesi için yasal mevzuatımızda bir dizi değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi ve bu yazımızın konusunu oluşturacak olan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun ve buna bağlı olarak düzenlenen yönetmelik ve tebliğlerdir.