HABER & ETKİNLİK

İTHAL ARA MAL VE HAMMADDE, SANAYİMİZİN EN KIRILGAN TARAFI

TÜRKİYE DIŞ TİCARET DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI HAYRETTİN ÇAYCI “İthal ara mal ve hammadde, sanayimizin en kırılgan tarafı”

Teknolojiye yön veren bir ülke konumuna gelemedik

Beyaz eşya, tekstil, iklimlendirme ve inşaat malzemeleri gibi nihai ürün satan bazı sektörlerde Türkiye’nin üretim üssü haline geldiğini belirten Çaycı, “Ancak bu sektörlerde yeni teknolojiyi yaratan veya liderlik eden ülke konumuna gelemedik. Bakıldığında “Made in Turkey” etketinin rolü gelişmiş ülkelere nazaran gelişmekte olan ülkelerde daha iyi. Fakat yine de yurtdışındaki müşterinin etikete değil, tedarkçinin üretim kaltesi, kurumsal sağlamlığına ve sürekliliğe baktığını düşünüyorum” şeklinde belirtti.

Türkiye Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, Türkiye’nin dış ticareti ve gündemle ilgili açıklamalar yaptı. İthal ara mal ve hammaddenin Türk sanayisinin en kırılgan tarafı olduğunu söyleyen Çaycı, kamu ve özel sektörü bir araya getirecek bir eylem planının oluşturulduğunu fakat eylem planının hayata geçirilemediğini ifade etti. Çaycı, şunları anlattı: “Ticaret Bakanlığı’nın 2017-2019 dönemi eylem planında “Girdi Tedarik Stratejisi ile girdi tedarikini güvence altına almış, ara malı üretiminde yetkinliğini artırmış bir ekonomi vizyonu benimsendi. Bu planın amacı ülkemiz imalat sanayinin mevcut ve gelecek dönem ihtiyaçlarına dönük olarak girdi tedarikinin planlanması, ihracata dönük üretimde yüksek teknoloji ve katma değerli girdi üretim yetkinliğinin arttırılması ve ara malı ithalat bağımlılıklarının azaltılması. Ancak halen ara malı ithalat bağımlığında bir azalma olmaması, hedefl enen eylemlerin hayata geçirilmesinde bir önceliklendirme problemimiz olduğuna işaret ediyor.”

Ticaret Bakanlığı’nın eylem planının hayata geçirilmesi gerektiğinin belirten Çaycı, iş hayatının tüm tarafl arının konuya dahil edilerek gündemde tutulması gerektiğini ifade etti.

İhracata yönelk teşvklerde en büyük pay markalaşmaya

İhracata yönelik devlet teşviklerinde en büyük payın markalaşmaya yönelik olduğunu söyleyen Çaycı “Halihazırda 101’i Markalaşma ve 189’u Turquality Programlarında olmak üzere 290 marka bu desteklerden faydalanıyor. Programların etkin olarak devam etmesi ve bütçelerinin günün koşullarına uygun olarak artırılması büyük önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı’nın orta ve küçük ölçekli işletmelere sağladığı ihracat desteklerini de ihracat konusundaki farkındalığın artırılması ve markalaşmanın teşviki için çok önemsiyoruz. Yüksek dış ticaret açığı verdiğimiz uzak ülkelere yapılacak ihracatlarda, ölçek büyütülene kadar, yerel üreticimizi destekleyecek veya mevcut fiyatları rekabetçi hale getirecek süreli teşvikler üzerinde çalışılması gerekir” dedi. Eximbank alacak sigortasının, riskli bulunan birçok ülkeye ihracatçımızın girmesi için vesile olduğunu söyleyen Çaycı, şunları anlattı: “Bilgilendirme toplantıları gibi süreklilik arz eden faaliyetleri, ihracatçılarımızın alacak riskini yönetmek konusunda farkındalığını yükseltti. Ancak gerek kredi miktarı ve gerekse alacak sigorta miktar ve limitleri yetersiz. Ülke ihracatını artırmak için mutlaka Eximbank kaynaklarının güçlendirilmesine ihtiyaç bulunuyor.”

Türkiye ekonomisinin 2019'da dünya ekonomisinin yaşayacağı senaryolardan çok farklı olmayacağını belirten Çaycı, “Gündemimiz global pazardaki değişimleri doğru tahlil etmek, olası riskleri bertaraf edecek dış ticaret politikalarının geliştirilmesi olmalı. En önemlisi yurtdışındaki pazarlardan nasıl daha çok pay alınabilir’i düşünmemiz gerekir” dedi Gelecekte ekonominin nasıl yön bulacağı konusunda görüşlerini belirten Çaycı, “FED’den sonra Avrupa Merkez Bankasının da parasal genişlemeyi sonlandırarak, sıkılaşmaya gideceği beklentisi nedeniyle dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için 2019- 2020'nin daha sıkıntılı geçeceği öngörülüyor. Ülkemiz dış ticaretinde oluşan açığın geçici önlemler ile finanse edilmesi yerine, dış ticaretimizin yapısal sorunlarına eğilmek için zaman kaybetmeden çalışmaya başlamamız gerekiyor” diye konuştu.

İnşaattaki agresif yaklaşımların üretim ve istihdama olumsuz yansıdığını ifade eden Çaycı, arz talep dengesinin izlenerek planlamanın regüle edilmesi gerektiğini vurguladı.